Birçok kişi depresyon belirtilerini hafifletmek için esrar kullanır ancak bu durumun gerçekten tedavi edip edemeyeceğini inceleyen henüz hiçbir klinik çalışma yapılmamıştır.
Depresyon modernite hastalığı olarak adlandırılmıştır. 17 milyondan fazla Amerikalı bundan etkilenmektedir ve yaşam tarzı faktörleri bu bozukluğa katkıda bulunabilir. Modern nüfus sıklıkla hareketsizdir, güneş ışığı ve uyku eksikliği çeker, sosyal olarak izoledir ve stres altındadır. Bu da insanların refahını, işlerini ve yaşamlarını önemli ölçüde etkiler.
Esrar ile depresyon arasındaki ilişki karmaşıktır. Bazı tüketiciler için esrar ruh halini yükseltebilir, diğerleri için ise depresif semptomları kötüleştirebilir. Bugüne kadar hiçbir klinik araştırma depresyon tedavisi olarak kenevire odaklanmamıştır, bu nedenle bitkinin depresyonu olan bireyler için yararlı mı yoksa zararlı mı olduğu konusunda kesin sonuçlar çıkarmak şu anda zordur.
Mevcut araştırmalar, depresyon ile kenevir arasındaki bağlantının çok nüanslı olduğunu göstermektedir. Yeni çalışmalar ortaya çıktıkça dozun, kannabinoidlerin ve kullanım kalıplarının kenevirin depresyonu hafifletip hafifletemeyeceğini veya şiddetlendirip şiddetlendiremeyeceğini etkileyebileceği görülebilir.
- Depresyon nedir?
- Depresyon ve endokannabinoid sistem
- Esrar, depresyonun bir tedavisi mi yoksa nedeni mi?
- Esrar dozu, kannabinoidler ve terpenler depresyonu nasıl etkileyebilir?
Depresyon Nedir?
Depresyon, belirli belirleyici semptomları paylaşma eğiliminde olan bir dizi duygu durum bozukluğu için kullanılan genel bir terimdir. Depresyonla yaşayan insanlar genellikle kendilerini keyifsiz, umutsuz veya üzgün hissederler; düzensiz uyku veya yeme alışkanlıkları, enerji eksikliği ve heyecan veya neşe hissedememe durumu yaşarlar.
En yaygın depresyon türleri şunlardır:
- Bipolar bozukluk: Eskiden manik depresyon olarak bilinen bu bozukluk, yüksek enerjili dönemler ve düşük enerjili depresif dönemlerle tanımlanır.
- Mevsimsel duygu durum bozukluğu: Bu bozukluk genellikle belirli mevsimlerde daha az güneş ışığı alan iklimlerde ve bölgelerde görülür.
- Majör depresif bozukluk: Sürekli üzüntü hissi ve hayata karşı ilgi kaybı ile karakterize edilen, günlük işleyişi bozan bir durumdur.
- Kalıcı depresif bozukluk: İki yıl veya daha uzun süre devam eden düşük duygu durumudur.
- Lohusalık (Doğum sonrası) depresyonu: Doğumdan sonra ortaya çıkan depresyondur.
Depresyon bir duygu durum bozukluğu veya zihinsel hastalık olarak sınıflandırılsa da, fiziksel sağlık üzerinde de yansımaları vardır. Örneğin, depresyon semptomları olan yetişkinlerin koroner arter hastalığı geliştirme riski %64 daha fazladır. Kalp hastalığı ile yaşayan insanların %20 ila %30’unda depresyon da bulunmaktadır.
Araştırmacılar artık depresyonun genellikle farklı mekanizmaların etkileşiminden kaynaklandığını fark ediyorlar. Vücudun hem içindeki hem de dışındaki çeşitli faktörler, genetik faktörler, çevresel faktörler, beyindeki iltihaplanma ve diğerleri dahil olmak üzere depresyonu tetikleyebilir. Bu faktör çeşitliliğinin farkında olmak, bozukluğa neyin sebep olduğu ve nasıl tedavi edileceği konusunda daha eksiksiz bir tablo oluşturulmasına yardımcı olabilir.
Depresyon ve Endokannabinoid Sistem
Depresyona katkıda bulunabilecek faktörler çok olsa da, son zamanlarda vücuttaki kritik sistemlerden birinin oynadığı role dikkat çekilmiştir: endokannabinoid sistem veya ECS.
ECS, vücut genelinde yayılan ve uyku, hafıza, ruh hali ve iştah gibi süreçlerin sağlıklı işleyişini sürdürmeye yardımcı olan nörokimyasal bir sinyalleme ağıdır. Vücudu dengede tutar.
Esrardaki kannabinoidler vücutta endokannabinoid sistem aracılığıyla etki gösterir, bu nedenle kenevir bir kişinin ruh halini, iştahını ve uykululuğunu etkileyebilir.
Endokannabinoid sistem hakkında öğreneceğimiz daha çok şey olsa da kesin olan bir şey var: İyi çalışan bir ECS, ruh sağlığını korumak için elzemdir. ECS’nin bozulması, psikiyatrik bozukluklar da dahil olmak üzere geniş bir hastalık yelpazesiyle halihazırda ilişkilendirilmiştir.
Son bulgular, ECS’nin depresyonda kritik bir rol oynayabileceğini düşündürmektedir. Örneğin, bir çalışma, depresyon teşhisi konmuş kadınların, depresyonu olmayan katılımcılara kıyasla değişen endokannabinoid seviyelerine sahip olduğunu bulmuştur.
Diğer çalışmalarda, kemirgenlerin endokannabinoid sisteminin bir parçası olan CB1 reseptörleri genetik modifikasyon yoluyla çıkarılmış ve ardından hayvanların neşe ve haz yaşayamadıkları gözlemlenmiştir. Araştırmacılar ayrıca hayvanların depresyonla ilişkili diğer semptomları geliştirme olasılığının daha yüksek olduğunu keşfetmişlerdir.
Kenevir Depresyonun Bir Tedavisi mi Yoksa Nedeni mi?
2020 tarihli büyük bir çalışma, esrarda bulunan kannabinoidlerin ve terpenlerin bir antidepresan etkisi sağlayabileceğinin açık olmasına rağmen, bu sonucu inceleyen hiçbir randomize kontrollü çalışma yürütülmediğini vurgulamıştır. Kısacası, şu anda esrarın depresyon için etkili bir tedavi olabileceğini düşündüren güçlü bir klinik kanıt bulunmamaktadır.
Bilim dünyasında henüz kesin bir karara varılmamış olsa da, birçok kenevir tüketicisi kendi kararını çoktan vermiştir. Ruh halini yükseltmek, kenevir tüketimi için en sık belirtilen nedenlerden biridir. Tüm dünyadaki insanlar, sosyalleşmeyi artırma, öfori (coşku) hissi yaratma ve algıyı değiştirme aracı olarak binlerce yıldır kenevir kullanmaktadır.
ABD’de depresyonu esrarı kullanımı için geçerli bir durum olarak kabul eden hiçbir eyalet olmamasına rağmen, yakın zamanda yapılan bir meta-analizde (birden fazla bilimsel çalışmanın sonuçlarının geniş çaplı bir analizi), katılımcıların %34’ü depresyonu ve düşük ruh halini tedavi etmek için kenevir kullandıklarını bildirmiştir.
Bununla birlikte, depresyonu olan birçok tıbbi kenevir kullanıcısı aynı zamanda ağrı ile yaşamaktadır. Ayrıca ağrıyı hafifleterek depresyon da sıklıkla hafifletilmektedir. Örneğin, kronik ağrı tedavisi arayan hastaların %54’e varan bir kısmında depresyon bildirilmiştir.
Araştırmacılar ayrıca kenevir kullanımının mı depresyona yol açtığını, yoksa depresyonun mu kenevir kullanımına sevk ettiğini anlamak için zaman harcamışlardır. Son bulgular her ikisinin de doğru olabileceğini düşündürmektedir ancak depresyonun kenevir kullanımını tetiklediğine dair daha güçlü kanıtlar bulunmaktadır. Bir çalışma, depresyonu olan bireylerin günlük bazda esrar kullanma olasılığının iki katından fazla olduğunu bulmuştur.
Araştırmalar ayrıca uzun süreli veya ağır esrar kullanımının da depresyon gelişme olasılığını artırabileceğini göstermektedir. Bu, tüm uzun süreli veya ağır kenevir kullanıcılarının depresyon geliştireceği anlamına gelmez: Cinsiyet, genler, tolerans ve kişisel durumlar gibi diğer faktörler de katkıda bulunan bir rol oynar.
Esrar Dozu, Kannabinoidler ve Terpenler Depresyonu Nasıl Etkileyebilir?
Kenevir ve depresyon arasındaki ilişkinin son derece nüanslı olduğunu belirtmek hayati önem taşımaktadır; bu, bir çok uzmanın sıklıkla göz ardı edildiğini kabul ettiği bir gerçektir. Kullanım sıklığı, kullanılan miktar, kannabinoid konsantrasyonları ve hatta mevcut terpenler, kenevirin depresif semptomlara katkıda bulunup bulunmadığını veya bunların hafifletilmesine yardımcı olup olmadığını etkileyebilir.
Doz
Kenevire zaten aşina olanlar, tek bir fırt çekmenin tüm bir sigarayı içmeye kıyasla farklı deneyimlere yol açabileceğini bilirler. Kenevir, birçok madde gibi, belirgin dozlarda karşıt sonuçlar doğurabilir. Bu, çift yönlü etkiler (bidirectional effects) olarak bilinen bir olgudur.
Bazı bireylerde, çok yüksek THC dozları depresyonu, kaygıyı ve olumsuz ruh halini artırabilir. Bu bulgu diğer çalışmalarla da yankılanmıştır. Öte yandan, düşük dozlar kaygıyı ve stres algısını azaltarak hafif bir öfori veya ferahlama hissi yaratmaya yardımcı olabilir.
Ancak bu çalışmaların çoğunda kesin dozlar belirlenmemiştir, bu nedenle ne kadarının yüksek veya düşük doz sayılacağı belirsizdir. Dozların herkesi aynı şekilde etkilemediğini de belirtmekte fayda var. Kişisel tolerans, metabolizma, hatta öğle yemeğinde ne yediğiniz bile kenevire vereceğiniz yanıtı önemli ölçüde etkileyebilir.
Esrar dozajının depresif semptomlar üzerindeki etkilerini spesifik olarak araştıran daha fazla araştırma yapılana kadar, dozajın depresyonu tam olarak nasıl etkilediğini kesin olarak söylemek zordur.
Kannabinoidler
Araştırmalar ayrıca farklı kannabinoid kombinasyonlarının da kenevirin depresyon semptomlarını hafifletip hafifletmediğini veya şiddetlendirip şiddetlendirmediğini etkileyebileceğini düşündürmektedir.
CBD ile birlikte alınan THC’nin kısa vadede depresyon tedavisi olarak faydalı olabileceğine dair kanıtlar vardır. Bir çalışma, düşük THC/yüksek CBD içeren kenevirin algılanan depresyon semptomlarını azaltmada en etkili seçenek olduğunu bulmuştur. Buna karşılık, yüksek THC/yüksek CBD içeren kenevirin ise algılanan stres semptomlarını azaltmada en iyisi olduğu bulunmuştur.
Ön veriler ayrıca tek başına CBD’nin depresyon semptomlarının tedavisinde terapötik faydalar sunabileceğini göstermektedir. Diğer araştırmalar, ağızdan alınan CBD’nin sık kenevir tüketicilerinde depresif semptomları azalttığını bulmuştur. Bu sonuç, önceki çalışmada CBD’nin THC kaynaklı kaygıyı nötralize edebileceği bulgusuyla örtüşmektedir.
Ayrıca, 2.409 CBD kullanıcısıyla yapılan bir ankette, birçok katılımcı depresyon için CBD kullandığını açıklamıştır. Anket ayrıca katılımcıların yaklaşık %36’sının CBD’nin durumlarını tek başına çok iyi tedavi ettiğine inandığını ortaya koymuştur ancak verilerin özel olarak depresyondan ziyade bir dizi durumda CBD’nin algılanan etkinliğinin genel bir analizini sağladığını not etmek önemlidir.
Terpenler
Son olarak, kenevirde bulunan terpenlerin de bitkinin antidepresan etkilerine katkıda bulunabileceği görülmektedir. β-karyofilen ve mirsen gibi yaygın birçok kenevir terpeni halihazırda kaygı önleyici etkilerle ilişkilendirilmektedir. Kaygı genellikle depresyonla el ele gider.
Diğer birkaç terpenin de depresif semptomları hafifletebileceğine dair kanıtlar vardır. Bazı kenevir terpenlerinin yaygın olarak kullanılan bir antidepresan olan fluoksetin ile karşılaştırıldığı bir çalışmada, hem linalool hem de β-pinenin farelerde antidepresan benzeri bir etki ürettiği bulunmuştur.
Kannabinoidler, terpenler ve kenevirdeki diğer bileşikler birleştiğinde, çevre etkisi (entourage effect) olarak bilinen benzersiz bir sinerji oluşur. Depresyonla ilişkili semptomların tedavisi söz konusu olduğunda, kannabinoidlerin ve terpenlerin doğru kombinasyonlarını ve oranlarını kullanmak, bitkinin terapötik faydalarını artırmanın anahtarı olabilir. Gelecekteki araştırmalar bunu gösterecektir.

