Kenevir Neden THC Üretir?

Endokannabinoid sistemin sadece kafa bulmamız için var olmadığını ve kenevir bitkilerinin neden THC isimli kannabinoid ürettiğini hep birlikte öğrenelim.

Kenevir thc üretme sebebi

İnsanlar ve diğer birçok hayvan “endokannabinoid sistem” (ECS) adı verilen bir sisteme sahiptir. ECS, vücut genelinde THC tüketildiğinde kafa bulmamızı (yüksek hissetmemizi) sağlayan bir reseptör ağı içerir.

Bir ECS’ye sahip olmamızın nedeni sadece kafa bulmak mı?

Kısa cevap: Hayır. Kenevirin tetiklediği coşku hissi, muhtemelen en iyi biyolojik bir ikincil sonuç (sonradan etki) olarak düşünülebilir. ECS’miz kafa bulmamıza izin verir ancak ona sahip olmamızın nedeni bu değildir. Bunu biliyoruz çünkü ECS, insanların kenevir bitkisiyle herhangi bir ilişki kurmasından çok daha önce de vardı. Hatta ECS, kenevir bitkisi henüz var olmadan önce de mevcuttu.

Kenevir Öncesi Endokannabinoid Sistem

Tarihsel kayıtlar, insanların kenevir kaynaklarını 7.000 yıldan uzun süredir kullandığını ve kenevirin tıbbi özelliklerinden en az 3.000 yıldır yararlandığını göstermektedir. İnsanların kenevirle olan bağı kuşkusuz çok eski olsa da, canlılar kenevir bitkisi henüz evrimleşmeden çok önce onunla etkileşime girecek şekilde yapılanmıştı. Peki bunu nereden biliyoruz?

kenevir öncesi ecs

Endokannabinoid sistem (ECS) sadece insanlara özgü değildir. Her türlü hayvanda mevcuttur. ECS’nin zaman içindeki ve birçok farklı türdeki yaygın gelişiminin izi sürüldüğünde, bu sistemin çok ama çok uzun zamandır önemli bir biyolojik rol oynadığı açıkça görülmektedir. Aslında, ECS’nin temel bileşenleri dinozorlardan çok önce, yüz milyonlarca yıl önce evrimleşmştir.

Endokannabinoid sistemin ana parçaları yüz milyonlarca yıl önce evrimleşmiştir. Endokannabinoid sistem (ECS) hayvanlar aleminde yaygındır ve ana bileşenleri ilk olarak insanlardan veya kenevirden çok önce ortaya çıkmıştır. Ana ECS reseptörleri olan CB1 ve CB2, muhtemelen tüm omurgalılarda bulunur ancak böceklerde bulunmaz. FAAH adındaki ana bir ECS enzimi, muhtemelen sinir sistemine sahip ilk hayvanlar evrimleştiğinden beri mevcuttur.

Londra Queen Mary Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, evrim ve beyin gelişimi bilgilerini kullanarak ECS’nin olası yaşı hakkında şu teoriyi öne sürüyorlar:

[CB1 reseptörünün] bu kadar çok farklı beyin bölgesinde bulunması, endokannabinoid sinyallemesinin omurgalı beyninin 400 milyon yıldan fazla süren evrimi boyunca temel ve yaygın olarak kullanılan bir sinaptik plastiklik mekanizması olduğunu göstermektedir. Dahası, memelilerde keşfedilen endokannabinoid sinyallemesinin fizyolojik ve davranışsal rollerinden en azından bazılarının memeli olmayan omurgalılar için de geçerli olduğuna dair kanıtlar vardır; bu da evrimsel olarak antik kökenlere işaret etmektedir.

Kenevir evriminin tarihini en yakın akrabaları üzerinden takip eden araştırmacılar, kenevirin 34 milyon ile 6,38 milyon yıl önce, yani ECS hayvanlarda evrimleştikten çok sonra evrimleştiğini tahmin etmektedir. Endokannabinoid sistem ilk kenevir türlerinden daha eskiyse, ECS’nin ilk olarak neden evrimleştiği merak edilebilir. Cevap, vücudun doğal olarak ürettiği ve “endokannabinoidler” olarak adlandırılan kimyasallarda yatmaktadır.

Dengenin Korunması: Endokannabinoidler ve Homeostaz

ECS’mizin genel sağlığımız ve zindeliğimiz için bu kadar önemli olmasının nedeni, bazı temel biyolojik işlevleri düzenlemede kritik bir rol oynamasıdır. Vücudumuz hassas bir çalışma dengesini veya “homeostazı” korumaya çalışır ve kenevir benzeri bileşikler sağlığımız için çok kritik olan bu dengeye ulaşmamıza yardımcı olabilir.

Endokannabinoidler ve Homeostaz

ECS’miz vücut tarafından üretilen doğal bileşikler için yaratılmıştır. Endokannabinoidler, vücuttaki ve beyindeki biyolojik işlevleri düzenlemek için hücreler tarafından oluşturulan moleküllerdir. Anandamid ve 2-AG iki ana endokannabinoiddir.

ECS’deki ana oyunculardan biri olan CB1 reseptörü, THC’nin psikoaktif etkilerini başlatmaktan sorumlu reseptördür. Ancak CB1 reseptörü, THC’nin kafa bulmamızı sağlaması amacıyla var olmaz. Anandamid ve 2-AG gibi endokannabinoidlerin, vücudun sürekli homeostazı koruma çabasının bir parçası olarak onu etkinleştirebilmesi için vardır. Bu kritik işlev göz önüne alındığında, ECS’nin neden bu kadar uzun zaman önce evrimleştiğini anlamak zor değildir. Kenevir henüz var olmadan çok önce karmaşık biyolojik sistemleri düzenlemeye yardımcı oluyordu.

Kenevir Neden Kannabinoid Üretir?

Kafa bulmak bir ECS’ye sahip olmamızın nedeni değilse, kenevir bitkisi en başta neden THC gibi psikoaktif bir bileşik üretir? Basit cevap: Hayatta kalmak için. Kenevir birçok farklı coğrafyada ve iklimde yetişir. Tropikal, sıcak ekvator bölgelerinden soğuk, sert dağlara kadar kenevir, kannabinoidler gibi koruyucu özelliklerin yardımıyla bir dizi ortama başarıyla uyum sağlamıştır.

Kenevir Neden Kannabinoid Üretir?

THCA (ısı ve zamanla THC’ye dönüşür) gibi kannabinoidler, bitkinin yüzeyindeki trikom (trichome) adı verilen küçük bezlerde üretilir. Trikomlar birçok bitki türünde görülür ve aşağıdakiler de dahil olmak üzere çeşitli yollarla koruma sağlar:

  • Otobur böceklere karşı savunma
  • Soğuk ortamlarda dona karşı savunma
  • Rüzgarlı ortamlarda su kaybını en aza indirme
  • Kuru ve açık alanlarda aşırı ısınmayı önleme
  • Tozlaştırıcıları veya avları çekme

Keneviri trikom üreten diğer çoğu bitkiden ayıran şey, bileşenlerinin, yani THC’nin psikoaktif özellikleridir. Bir bitkinin neden psikoaktif bileşikler ürettiğini anlamak için kafein ve nikotini örnek alalım. Kafein ve nikotin, otobur böceklerin bu bitkileri yemesini caydırmaya yardımcı olan doğal pestisitlerdir. Dolayısıyla bu, THC gibi bir bileşiğin oynayabileceği olası bir roldür: Yırtıcıların onu yemesini engelleyerek hayatta kalmayı sağlamaya yardımcı olmak.

THC, antimikrobiyal olarak başka bir işleve de hizmet edebilir. Bitkiler de tıpkı hayvanlar gibi mikroplar konusunda endişelenmek zorundadır. Bununla birlikte, hayvanlar gibi bir bağışıklık sistemine sahip değillerdir, bu nedenle enfeksiyonlara karşı korunmaya yardımcı olmak için kimyasal kokteyller üretme eğilimindedirler. 1967’de THC’yi ilk kez izole eden kimyager Raphael Mechoulam, THC gibi bileşikler için durumun bu olabileceğini belirtmiştir. Mechoulam, “Bitkilerin bir bağışıklık sistemi yoktur,” demiştir. “Bu nedenle kendilerini özel kimyasallarla korurlar.”

Çalışmalar gerçekten de THC dahil kannabinoidlerin antimikrobiyal özelliklere sahip olduğunu göstermektedir. Ancak etnobotanikçi Robert C. Clarke’a göre, THC’nin zararlılara veya mikroplara karşı koruduğu fikri kenevir bahçelerindeki deneyimleriyle pek desteklenmiyor. Clarke, “Zararlı popülasyonları kapalı alanlarda ışıklar altında ve seralarda çok hızlı çoğalabilir,” dedi, “ve en yüksek THC’li klonlar, patojenlere ve zararlı istilalarına karşı daha düşük THC’li klonlardan daha dirençli değildir.”

Bu teori zorunlu olarak bir savunma işlevi görebileceği fikriyle çelişmez; THC yalnızca belirli böcek zararlılarını uzaklaştırmada veya belirli mikrop türlerine karşı koruma sağlamada etkili olabilir.

Özellikle THC, bitkiyi ultraviyole ışıktan koruyabilir. Maryland Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, dünyanın farklı bölgelerinden gelen kenevir bitkilerini radyasyon yoluyla UVB ışınlarına maruz bıraktılar ve maruz kalmayanlara göre daha fazla THC ürettiklerini buldular; bu da koruyucu bir işleve işaret etmektedir. Bu tür bir koruyucu rol, kenevirin geliştiği ortam türü de göz önüne alındığında mantıklıdır: Bol miktarda doğrudan güneş ışığı alan açık alanlar.

Kenevirin THC veya diğer kannabinoidleri üretmek için tam olarak neden evrimleştiğini kesin olarak belirleyemesek de, bu teori mozaiğinin tamamı bu bileşiklerin bazı koruyucu işlevlerine işaret etmektedir. ECS’miz sayesinde bunların bize de fayda sağlayabileceği açıktır. Bu bakımdan kenevirle paylaştığımız ilişki, kafa bulmaktan çok daha fazlasına, antik tarihimize uzanan kökleri olan çok daha hayati bir şeye karşılık gelmektedir.